Sevgililer Gününü Yaşamış Olmak İçin Yaşamayın

Hepimizin, sevgililer günü olarak nitelendirmiş olduğu 14 Şubat günü, aslında Valentine’nin ölümünün yıl dönümüdür. Peki neden birinin ölüm yıl dönümü, her sene coşku içerisinde kutlanır, hemen kısaca, bu öyküye bir göz atarak başlayalım:
M.Ö. 4. yy’dan, M.S. 5.yy’a kadar devam eden; ve her sene 15 Şubat’ta kutlanan bir kurtlar baydamı bulunmaktadır. Bu kurtlar baydamının bir diğer adı da, Kurtların kralının adı olan, Faurus Lupercus’tur. Bu kutlama, aynen şu şekilde gerçekleşmektedir. Her yıl Roma’lıların uygulamakta olduğu bu kutlama, Tanrı Kurt’un yaşadığı varsayılan bir mağaranın önünde, 15 Şubat tarihinde toplanırlar. Bir çömlek içerisine, kızların adı yazılarak atılır. Ve seçilen bir delikanlı, Bu çömlek küp içerisinden bir kız adını seçiyor. Bu kız ile, kızın ismini küpten çeken delikanlı, diğer 15 Şubat’a kadar, tüm cinsel fantazilerini değerlendiriyorlar. Bu bir özgürlük oluyor, halk tarafından onaylanmış, bir senelik bir birliktelik süreci oluyor, ve bu iki kişi, ne isterlerse onu özgürce yaşıyorlar.
Ancak hristiyanlar, bunun, bir hainlik olduğunu düşünüyor; ve suçlusunu bulmaya çalışıyorlar; çünkü bu bir günah olarak nitelendiriliyor. Bu suçlunun da Papaz Valentine olduğuna kanaat getiriliyor. Valentine idam ediliyor, ancak bu kutlamaları gerçekleştiren gençler, bu idam sayesinde kurtuluyorlar. Valentine’nin ölüm tarihi, 14 Şubat 273’tür.
Bu tarihten itibaren, gençler, her sene Valentine anısına bir kutlama düzenlemektedirler; bu kutlamanın adı ise, Sevgililer Günü olarak anılmaktadır.
Sevgililer gününde, çiftler birbirlerine hediyeler alır, sürprizler yapar, farklı aktivitelerde bulunulması gereken bir günmüş gibi kutlanır bu gün. Biz de böyle yaparız; sevgililer gününde, hep bir sevgilimiz olmasını isteriz; ve eğer yoksa da kendimizi kötü hissederiz…
Ancak unutmamak gerekir ki, hayatımızda istersek; zaten çok fazla sayıda sevgilimiz olabilir. Yüzük değiştirir gibi sevgili değiştirmek dahi mümkündür; ama, önemli olan, sevgilim diyebileceğiniz kişiye, gerçekten ruh eşiniz olduğu için sarılmanızdır. Önemli olan, bu kişi ile, bir ömür geçirmeyi istemektir. En ufak bir hatada birbirinizden vazgeçebiliyorsanız eğer, sevgililer gününde yanınızda herhangi birinin olması ya da olmaması sizin için hiç bir şey ifade etmemelidir.
Sevgilim dediğiniz kişi, herşeyden önce sizin eşiniz olmalıdır. Geçtiğimiz günlerde, bir köşe yazarının da belirtmiş olduğu gibi, ”insan doğarken yalnız ve yarım doğmaktadır. Önemli olan ilerleyen zamanlarda, bizi tamamlayacak olan diğer yarımızı bulmamızdır…”
Doğduğumuzda yarımızdır ama, annemiz ve babamız vardır; bize arkadaşlık da ederler ve bize arkadaşlar da bulurlar; hatta tüm ihtiyaçlarımızı karşılarlar. Elbette ki, eşimiz, sevgilimiz diyebileceğimiz kişi de bizim anne babamız ya da arkadaşımız gibi bizi korumalı ve değer vermelidir, ama aynı zamanda da bu kişi bizim eşimiz olmalıdır. Bizim zaten bir ailemiz ve bir sürü arkadaşlarımız vardır, bizim diğer yarımız eksiktir sadece. Eşimiz olacak olan sevgilimizin, bizim diğer yarımız olup olmadığına dikkat etmeliyiz. Bunun dışında, sevgililer gününde yalnız olmamız ya da olmamamızın bizim için bir şey ifade etmediğine kanaat getirmeliyiz…

( 1 Bugün 1 defa okundu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.