Çocuğa Dini Eğitim Nasıl Verilir?

Çocuğa din eğitimi nasıl verilir? Çocuklara dini eğitimi verirken nelere dikkat edilir? Din eğitimi için çocuklara neler anlatılır? Çocuk ve din eğitimi hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.

Doğduğu andan itibaren insan, sürekli etrafını öğrenme isteği içinde araştırır. Gördüğü, duyduğu ve okuduğu her yeni şeyden çocukluk döneminde heyecan duyar. Çocuk için bu süreçte en önemli örnekler, anne babasıdır ve onların davranış biçimidir. Aile eğitimde ilk aşamadır, annesi de ilk öğretmenidir. Yalnızca bedensel değil anne çocuğunu ruhsal yönden de yetiştirmekle yükümlüdür.

İnsanı Allah din fıtratı üzerine yaratmıştır. ‘Doğal dinsel işlev, dini eğitim ve duygu, dini inanç tohumları, insiyaki temayül, dini potansiyel’ adını batılı psikologların verdikleri kavramları, İslam inancındaki fıtrat prensibiyle açıklamak mümkündür. Bazı batılı psikologlar son zamanlarda önyargıdan uzak ve tarafsız bir şekilde yaptıkları araştırmalar sonucunda çocuğun, dinin ruhuna seslendiğini ve onun ruhsal yapısına uygun düşeceği görüşünde herkes birleşmiştir.

Çocuğa Dini Eğitim Nasıl Verilir?

Çocuklara küçük yaşta Allah inancı öğretilmelidir. Güzel ahlak dinin özüdür.

Fıtrat hadisini esas alarak, İmam Gazali çocuğun kalbini ‘bomboş, tertemiz, saf her şeyi almaya kabiliyetli ve yönetildiği her şeyi yapmaya meyilli’ olarak tanımlar. Ayrıca gerçekleri kabullenmeye ruhun yaratılışı itibari ile yetenekli olduğuna ve onda Allah’ı bulup kavrayacak gücün de olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle her şeyi alıp yönlendirilmeye hazır olan çocuğa anlatılacak ve onu yönlendirecek konular oldukça önem taşır.

Öncelikle Allah’ın varlığı, gücü ve büyüklüğü anlatılmalıdır. Çevresinde gördüğü her şeyin çocuk içtiği suyun, soluduğu havanın sahip olduğu bedenin, kalbinin, gözlerinin, kulaklarının nasıl olduğunu ve kimin bunları yarattığını düşünmeye yönlendirilmelidir.

Mucizevi tasarımlarla evrendeki düzen ve denge yaratılmış galaksiler-ki bu konulara çocuklar oldukça fazla ilgi duyar- hakkında bilgi verilmeli ve üstün akıl sahibi bir Yaratıcı tarafından tümünün yaratıldığı anlatılmalıdır.<!–adsense2–>

Ölüm Konusunun Çocuğa Anlatılması: Çocuklar günümüzde oldukça zekidir. Çocuk diye anlamaz bir şey bilmez demek çok yanlıştır. Din eğer çocuğa anlatılmazsa çocuğun ruhu boşlukta kalır. Ölüm konusu çocuğa özellikle çok dikkatli anlatılmalıdır. Bir gün anne babasının ölerek yok olacağını düşünen çocuk, dengesini psikolojik açıdan yitirir. Aynı ruh haline kendisinin bir gün öleceğini düşünen çocuk sürüklenir. Oysa ki cennete anne ve babasıyla kavuşacağını, onların yanında olacağını bilen çocuk bedenen ve ruhen kendini zinde ve sağlıklı hisseder.

Yok olarak ölümü anlaması çocuk için yıkımdır. Anne babasının ölüp bir daha asla gelmeyecek düşüncesi çocuk için dehşet vericidir. Allah bizleri yarattı, cennette, ahirette hep birlikte olacağız denildiğinde ruhsal yönde çocuk rahatlar.

Çocuğa Sevgi-Saygıyla Yaklaşma: Büyük insan gibi çocuklara davranmak, sevgi-saygıyla yaklaşmak çok önemlidir. Bu yaklaşım akılcı olur. Çocuğa Allah aşkıyla içten, candan davranmak gerekir. çocuk, büyüklerindeki o samimi imanı görürse daha çok dine yakınlaşır.

Dini Eğitim İçin Yaşların Önemi

Üç yaşına yeni girmiş çocuklar, genelde dengesiz, olumsuz, kararsız ve isyankâr bir dönemdedir. Büyüklerin sözlerini dinlemeyip, aksini yaparlar. Kısıtlanmayı sevmezler. Çevresinden yardım istemeyi sevmez, kendi başına işlerini yapmaya çalışırlar.

Bu dönem çocuklarına ibadet gibi konular zorla yaptırılmamalıdır.

Üç yaşın sonlarına doğru sâkinlik döneminden bahsedebiliriz. Çocuk daha dengeli ve ölçülü hareket etmeyi öğrenir. Bu yaştaki çocuklara uzun duâlar ve sûreler ezberletme gibi davranışlardan kaçınmak gerekir. Bu süreçte taklit döneminde olan çocuğun anne-babayla beraber namaz ibadetini yerine getirmesine müsaade edilmelidir.  Ama çocuk zorlanmamalıdır.

Dört-beş yaşlarında çocuğa dini hikayeler anlatılabilir.

Altı-yedi yaşlarına kadar çocuklara bilgi öğretme ve ezberletmeden ziyade, sevdirme ve benimsetme zamanı olduğu pedagoglar tarafından söylenmektedir. Bu dönem, çocuklara Allah inancı, Peygamber sevgisi, Kur’ân-ı Kerîm’in önemini öğretmeye çalışmak gerekir…

Kadınlarda Otuz Yaş Sendromu Nedir, Nasıl Atlatılır?

Kadınlarda otuz yaş sendromu hakkında bilgiler vermek istiyoruz. Kadınlarda otuz yaş sendromu nedir, otuzlu yaşlar kadınları nasıl etkiler? Otuzlu yaşlarda görülen sendroma karşı ne yapmak gerekir? Bu yazımızda kadınlarda otuzlu yaş sendromunu ele alacağız.

Kadınlarda Otuz Yaş Sendromu Nedir?

Kadınlarda 30 yaş sendromunu bir kaç kelimeyle tanımlamaya çalışalım:  geç kalmışlık hissi, başaramama kaygısı, yaşlanma endişesi, kendini ve hayatı sık sık sorgulama hali, bulunduğu durumu ve yaptığı işi beğenmeme durumu…<!–adsense2–>

Kadınlar için 30’lu yaşlar bambaşka bir dünyanın kapılarının aralandığı yaş aralığıdır. 20’li yaşlardaki heyecanlarından arınan kadınlar, yere daha sağlam adımlarla basarak gelecek adına ciddi kararlar almaya başlarlar. Değişen hormon dengeleri ile bunun yanı sıra anne olma arzusu içine giren birçok kadın evlilik kararı almaya başlar. Ayrıca duygularını ve kendini kontrol altına almayı başaran 30 yaş sonrası kadınlar bu halleri ile de erkeklerin gözdesi haline gelirler.

Kendi içinde tüm yaş değişimleri büyük mutluluklar ve buhranlar içerse de özellikle 30 yaş sonrası kendini kadının fark etmesi ve fark ettirmesi açısından çok önemlidir.

Otuz Yaş Sendromunda Kadınlarda Görülen Değişiklikler

Otuzlu yaşlara merhaba diyen kadınlarda bazı değişiklikler olur. Bu değişiklikler, kadınlar için bazı sorunlara sebep olur. Bu sorunlar, 30’lu yaşları sendrom olarak görmenize yol açabilir.

Kilo vermek zorlaşabilir

30’lu yaşlardan itibaren metabolizma hızının yavaşladığı bilinmektedir. Bu yüzden 30’lu yaşlara ulaşmış kadınların kilo kontrolünü sağlamak adına kendilerine çok daha büyük özen göstermeleri gerekiyor. Düzenli beslenme programları ve egzersiz programları ile kadınlar metabolizmalarının yavaşladığı bu yaşları kilo almadan sağlıklı bir biçimde atlatmayı başarabilirler.

Depresyon yaşayabilirler

30 yaşına gelmiş bir kadın sadece artık etrafını değil, kendi hayat ve yaşadıklarını da sorgulamaya başlayacaktır. Bu sorgulama sırasında evlenmesi, evlenmemesi, işi, hayatı, kazancı yani her şeyiyle derin bir buhran içine düşebilen kadın, kendini güçsüz, yalnız ya da çaresiz hissedebilir. Eğer böyle bir durumda bu depresyon ileri bir boyuta ulaşırsa bu konuda mutlaka bir uzmandan yardım alması gerekir.

Doğurganlığın azalmaya başlaması

30’lu yaşlar birçok kadın için bu nedenle çok önemlidir. 30’lu yaşlara kadar aile ve yuva kurmak isteyen kadınlar evlenmeseler de bu süreden sonra doğurganlıklarının azalacağı endişesi ile evlenme sürecine girebilirler. Zamanla hormonların da yavaşlaması kadınlardaki dinginliğin yanı sıra endişeleri de ortaya çıkarması açısından önemlidir.

Aynada kırışıklıklar belirginleşmeye başlar

30’lu yaşlarla birlikte esnekliğini kaybetmeye başlayan ciltte de değişim rüzgarları esmeye başlar. Kadınlar açısından bu değişimlerin en önemlileri kırışıklıkların gün yüzüne çıkmaya başlamasıdır. 30’lu yaşların başından itibaren eğer kadınlar bu yönde gereken önlemleri almazlarsa ileriki yaşlarda esnekliğini hızla kaybeden cilt, hızlı bir yaşlanma sürecine girip derin kırışıklıklar oluşmasını sağlayacaktır.

<!–adsense2–>

Akşam gezmeleri yerine evde dinlenmeler başlar

20’li yaşların enerjik dönemleri düşünüldüğünde 30’lu yaşların yorgun halleri çok daha fazla dikkati çekiyor. Saatlerce dans edip, hiç oturmadan ya da uyanmadan geçirilen günler yerine en ufak bir boşlukta şurada biraz uzanıp dinlensem düşüncesine bırakmaya başlar. Kadınlar işte en çok böyle zamanlarda yaşlandıklarını düşünerek telaşa kapılmaya başlarlar. Otuzlu yaşlarda kadınların %59’unda kronik yorgunluk görüldüğünü belirtelim.

Yeni insanları hayatlarına almaktan çekinirler

Herkesi 20’li yaşlarda seviyor ve herkesle sohbet ediyor olabilirsiniz. Oysa 30’lu yaşlar hayatınızdaki kemik kadronun oluştuğu yaşlardır. Kadınlar bu yaşlarda hayatlarındaki esas insan seçimini tamamlamış, bu insanlarla yollarına devam etme kararı almışlardır. Tüm olayları böylece baştan yaşamak yerine, güvenebilecekleri insanlarla bildikleri yoldan yürümüş olurlar.

Kadınlarda Otuz Yaş Sendromu Nasıl Atlatılır?

Kadınlarda ergenlik dönemiden sonra en büyük burhan dönemi diyebileceğimiz 30 yaş sendromunu atlatmak için neler yapabilirsiniz, bir göz atalım.

Kendinizi ve Görüntünüzü Sevin

Kendinizi sevmek, bu dönemi kolay atlatmak için ilk yapmanız gerekenlerden… Bu dönemde yaşlanma belirtileri ve beğenilmeme korkusu da görüldüğü için, bu dönemde bakımlı olmanız da çok önemli… Kendinizi bırakmadan, bu süreci atlatmak için uğraşmanız gerekiyor…

İlişkilerinize Değer Verin

Eşiniz, veya sevgiliniz, aileniz, arkadaşlarınız… Etrafınızdakilere ve onlarla ilişkilerinize değer vermeniz, onlarla sürekli iletişimde kalmanız çok önemli… Otuz yaş sendromunun sizi asosyalliğe itmesine, kendi başınıza vakit geçirmeye sürüklemesine izin vermeyin.<!–adsense2–>

Aceleci Davranmayın

Otuzlu yaşlar, duygusal olarak çok fazla gelgit’lerin olduğu zamanlar… Bu süreçte yanlış evlilikler sıkça yapılıyor… Evli olanlar için de boşanma riski çok fazla…

Para, Kariyer, İş Hayatı Her Şey Değil

Kendinizi başarısız ve hayata geç kalmış hissettiğiniz bu dönemde, aslında bilmelisiniz ki her şey para değil… Herkesin severek yaptığı bir işi yok… Kariyer için de geç kalmış sayılmazsınız… Hayatı akışına bırakmalı, mümkün olduğunca iş-güçten kendinize vakit ayırmalısınız. Mümkün oldukça gezmek, yeni yerler ve insanlar keşfetmek, farklı hobiler edinmek , bu sendromu aşmanızda size yardımcı olacaktır.

Gerekirse Profesyonel Destek Alın

Yoğun duygular içinden çıkamıyorsanız, depresyona çok çabuk girebileceğiniz bu dönemde profesyonellerden destek almayı ihmal etmeyin. Doktora gitmek istemeyenler için, yakın arkadaşlarına hissettiklerini açmaları da olumlu sonuçlar verebiliyor…

Kadınlar İçin Gerekli Vitaminler Nelerdir?

Kadınlar için en iyi vitaminler hangileri? Kadınlar için en çok gerekli vitaminler hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Kadınlar İçin Gerekli 5 Vitamin

Hayatlarının her döneminde kadınlar özellikle de belirli vitaminlere çok fazla ihtiyaç duyarlar. Hormon dengelerinin sağlanması için ya da vücudun eksikliklerinin tamamlanması için yazımızda bahsedeceğimiz kadınlar için gereken 5 vitamin hamilelik gibi dönemlerde vücuttan eksildiğinden vücuda mutlaka takviye ile geri alınmalıdır.<!–adsense2–>

Sebze, meyve ya da diğer besinlerden tüketerek takviye alınması mümkün olan bu vitaminleri vücudunuza kapsül olarak da almanız mümkün olacaktır. Yaşlanma dönemlerini geciktirmek, diş ve kemik sağlıklarını korumak ve kronik hastalıkların etkisini en aza indirgemek isteyen kadınların mutlaka başvurması gereken bu 5 süper vitamin, tüketilmemelerinin ardından hissedilebilir farklılıklara imkan sağlayacaklardır.

B2 Vitamini

Yüksek oranda enerji veren B2 vitamini aynı zamanda bağışıklık sisteminin de güçlenmesinde etkindir. Hastalıklara yakalanma oranını böylelikle azaltan B2 vitamini çok daha sağlıklı bir yaşamın anahtarı gibidir. Boğazda meydana gelen ağrılar ve ağız içinde çıkan yaralara da iyi gelen B2 vitamini, kadınların en büyük problemleri arasında bulunan saç kuruluğunun önlenmesinde ve giderilmesinde etkilidir. Vücutta meydana gelen kaşıntılara iyi gelir. Zamana yenilmenin en belirgin özelliği olan kırışıklıkların oluşumunu da engeller.

Yapraklı sebzeler, süt ürünleri, badem, sakatatlar, mantar, fındık ve tahıllar B2 vitamini açısından oldukça zengin besinlerdir. Düzenli olarak tüketilmeleri tavsiye edilir.<!–adsense–>

B7 vitamini

B7 vitamini hücre yenilenmesini sağlar ve Biyotin olarak da bilinir. Cilde, ter bezlerine ve özellikle de saçlara oldukça iyi bir etkisi vardır. saçların hızlı uzamasını sağlayan B7 vitamini yani sıra kırılan ve kopan tırnakların sağlıklı uzamasında en büyük etkendir. Kemik gelişimi ve kemik iliği için yararlıdır. Kolesterol seviyesini dengeleyerek kalp sağlığınızın korunmasına katkıda bulunur.

Yeşil yapraklı sebzeler, balık, muz, bulgur, yumurta sarısı, kavun, soya fasulyesi, süt ürünleri ve fındıkta bolca bulunan B7 vitamini ile özellikle de saç ve deri sorunu yaşayan kadınların mutlaka düzenli tüketmeleri gerekir.

B12 vitamini

Olmazsa olmaz vücudun 5 önemli vitamin ihtiyacı içinde B12 vitamini, metabolizma için oldukça önemlidir. Hücre bölünmesi ve protein sentezi için de gereken B12 vitamini, hafıza kaybının ve aneminin önlenmesinde büyük fayda sağlar. Hemen hemen herkesin belirli dönemlerde maruz kaldığı depresyonun tedavisi için etkilidir.

Balık, et, yumurta, süt ürünleri ve kahvaltılık tahıllar B12 içeren başlıca besin gruplarıdır.

D vitamini kadınlar için şart

Kalsiyumun emilmesine yardım eden ve bir kadın için muhakkak alınması şart olan D vitamini, eklem iltihabı, doku sertleşmesi ve birçok kanser türünden korunmak için de etkili bir vitamindir. Kadınlarda adet öncesi yaşanan sıkıntıları büyük ölçüde azaltan D vitamini aynı zamanda görüşü de düzeltir. Diyet yapanlarda özellikle de kilo verimini hızlandırması ve kolaylaştırması açısından D vitamini tüketimi önemlidir.

Güneş ışığından faydalanmak D vitamini almayı sağlar. Yalnız açık ten rengine sahip kadınlar süreyi iyi ayarlamalıdır. Aynı zamanda yağlı balık ve ciğer tüketerek de D vitamini eksiğinizi kapatabilirsiniz.<!–adsense2–>

E vitamini

Yaşlanmaya dur demek için hücre yenilenmesini sağlayan E vitamini sizi içinde en büyük desteği sağlayacaktır. Kalp hastalıkları, hafıza kaybı, katarakt ve bazı kanser türlerinin de oluşumuna engel olan E vitamini kadınların mutlaka tüketmesi gerekir.

Ispanak, buğday tohumu, çekirdek, balıkyağı, fındık ve badem E vitamini içeriklidir.

Menopozu Geciktirmek İçin Menopozu Geciktirmenin Doğal Yolları

Menopozu geciktirmek mümkün mü? doğal yöntemler ile menopozu geciktirebilir miyiz? Menopozu Geciktirmek İçin Ne Yapmalı? Menopozu Geciktirmenin Doğal Yolları hakkında bilgi vermek istiyoruz. Menopozu geciktirmek için doğal çözüm ve tavsiyeler vermeye çalışacağız.

Menopozu Geciktirmek İçin Tavsiyeler

Dünyada bulunan kadınların menopoz ve menopozla ilgili sağlık problemleri karşısında bilinçlendirilmesi amacı ile 18 Ekim Dünya Menopoz Günü olarak kabul edilmiştir. Menopoza ülkemizde girme yaşı yaklaşık 47-49 iken dünya da ise 50-25 civarındadır.<!–adsense2–>

Menopoza giriş ani ve birdenbire olmamakla beraber yıllarca devam eden bir sürecin sonunda ortaya çıkmaktadır.menopoza bazı kadınlar normal ola süreden daha erken zamanda girme riski taşımaktadır. Yakın akrabalarda özellikle menopoz yaşayanlar varsa daha da bu risk artmaktadır. Erken menopoza girmek istemeyen kadınlar menopozu geciktirmek için birçok yolları dener. Bu süreçte bizde size yardımcı olacak doğal yolların neler olduğunu derledik. Bu önerilere kulak vererek menopozunuzu geciktirebilirsiniz.

Menopozu geciktirmek için egzersiz yapın

Beden sağlığınız yerinde değilse ve hareketli bir yaşantınız yoksa menopoza erken girme olasılıklar dahilindedir. Düzensiz yumurtlama sonucu ortaya çoğunlukla çıkan menopozun önüne geçmek için egzersiz yapmanız şarttır. Yaşadığınız ovulasyon sorunlarının da üstesinden gelmek için size egzersiz ayrıca yardımcı olacaktır.

Sağlıklı beslenmek de günümüzde zordur. Soluduğunuz havada bile olumsuz yönde vücudumuzu etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Bunların etkisini en aza indirmek için de tek çare egzersizdir. Bedenin daha hızlı yaşlanmasına neden olan bu durumların üstesinden gelebilmek için toksinlerinizi atmanız gerekir. Toksin atmanın en iyi yolu da spor yapmaktır. Yapacağınız egzersizler ayrıca kan akışınızın da düzene girmesini sağlayacağından adetleriniz de düzene girecektir.

Sigaraya elveda

Sadece menopoz için değil sigara genel sağlığınız için de zararlıdır. Fakat erken menopoz yaşamanıza yol açacak en büyük etkenler arasında bulunmaktadır. Çünkü içeriğindeki toksinler nedeni ile sigara kan dolaşımınızı engeller. Rahim ve yumurtalıklarınızda sağlıklı bir kan akışı sağlanmazsa da adet görmeniz gibi bir durum söz konusu olamaz. Menopozunuz geciktirmeniz için yapmanız gereken tek şey yalnızca sigarayı bırakmaktır.

Antioksidan özelliği olan gıdalar tüketin

Vücudumuza gün içerisinde çok fazla toksin almak zorunda kaldığımızı belirtmiştik. Egzersizin yanı sıra antioksidan özelliği olan gıdalar yardımı ile kolayca bu toksinleri atabilirsiniz.

Size bu konuda taze meyveler çok yardımcı olacaktır. Zeytinyağı, çilek, dolmalık biber, brokoli, maydanoz yüksek antioksidan özelliği taşıyan gıdalar arasında bulunmaktadır. Günlük oranda abartmadan bu gıdaları tüketmeniz menopoza girme sürenizin uzamasını sağlayacaktır.<!–adsense–>

Östrojen içerikli gıdalara yönelin

Östrojen seviyesi menopoz döneminde oldukça azalır. Bu duruma adapte olmaya çalışan vücutta birçok sıkıntı görülebilir. Fakat aldığınız besinlerde östrojen içerenleri tercih etmeye başlarsanız menopoz sürecini erteleyebilirsiniz. Arpa, sofa ürünler, çavdar östrojen seviyenizi arttırmanızı sağlayacak gıdalar arasında bulunmaktadır.

Genel hatları ile incelenince menopozu geciktirmek için zararlı alışkanlıklarınızı azaltmanız, mümkünse de bırakmanız gerekiyor. Östrojen içeren ve antioksidan özelliği olan besinleri sofranızdan eksik etmemeniz gerekiyor. Bunların yanında bedeninizi egzersizle ödüllendirmeniz gerekiyor.

Kadınların Menopozla İlgili Bildiği 4 Yanlış

Genellikle menopoz denilince artık ped almak zorunda olmamayı değil de, ani ateş basmalarını düşünürüz. Aslında bunlardan menopozda çok daha fazlası var. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırmamanız önemli. İşte en yaygın dört yanlış şu şekilde.

Menopoz 50 yaşında

Menopoza giren kadınların yaş ortalaması Healthline’a göre 51 ancak herkes için bu geçerli değildir. Aslında menopoz 30’lu yaşların sonundan 60’lı yaşların başına dek olabilmektedir. Bir yıl boyunca regl olmadıysanız resmi olarak menopoza girmişsiniz demektir. 10-11 ay kadar olmayıp daha sonra yeniden başlarsanız menopoza hala girmiş sayılmıyorsunuz. Şunu bilin ki belirtiler gösteriyor olsanız da menopoza birkaç yıl girmeyebilirsiniz.

Menopozun ilk belirtisi ateş basması

Hiç öyle değil. Menopoz ve ateş basması artık beraber anılsa da öncelikle deneyimleyeceğiniz başka belirtiler de var. Bu semptomlar Prevention’a göre arasında kilo artışı, yorgunluk, kilo artışı, mide bulantısı ve yetişkin sivilceleri bulunabilir. (yani kısacası doktorunuzla görüşmek için ateş basmasını beklemeyin ve olası diğer tüm belirtileri anlatın.<!–adsense2–>

Geç yaşta eğer regl olduysanız menopozunuzda geç başlar

Regl maalesef daha ileriki bir yaşta olan kadınlar için bu durum tam tersidir. Eğer ilk menstrüasyonunuz ortalamadan daha geç bir yaşta olduysa menopoza daha erken girebilirsiniz. Hangi yaşta menopozun başlayacağını öngörmek zordur. Ancak Women’s Helath Network’e göre bu tahminler için belirli ipuçları vardır: Annenizin menopoza girdiği yaş muhtemelen sizin için de bir işarettir. Erken menopozu sigara içmek tetikleyebiliyorken alkol ve çok sayıda hamilelik daha geç bir menopoz yaşını gösteriyor.

Seks hayatınızı menopoz bitirir.

Tabi ki hayır! Kadınlar hem menopoz sırasında hem de sonrasında sağlıklı bir cinsel yaşamın keyfini sürebilirler. Cinsel İlaç Dergisi’nde yer verilen bir çalışmada bir zamanlar menopozun düşünüldüğü kadar cinsel soruna neden olup olmayacağının en büyük göstergesi, bu sorunların menopoz öncesi varlığıdır. Eğer bir probleminiz varsa yüksek ihtimalle menopoz sonrası da devam edecektir. Yani birden bire seks hayatınız menopozla birlikte düşüşe geçmeyecek.

Karanfilli Su Tarifi: Karanfilli Su Diyeti ve Faydaları

Karanfilli Su Diyeti Nasıl Yapılır? Karanfilli Suyun Faydaları Nelerdir? Bu yazımızda Karanfilli Su tarifi vereceğiz ve karanfilli suyun faydalarından bahsedeceğiz.

Karanfilli Su Neye Yarar?

Doğal toksin söktürücü olan karanfil ve tarçının faydalarını açıklıyoruz!<!–adsense2–>

Kilo vermenize de yardımcı olan bu kür sayesinde fazla kilolarınızdan da kurtulmuş olacaksınız.

Aynı zamanda karanfilli su güçlü bir antiseptik özelliği olan bir karışımdır. Vücuttaki bu sayede mikropları temizler ve vücuttaki zararlı toksinleri dışarı atmada yardımcı olur. Karanfil aynı zamanda mide bulantısı ve diş eti hastalıklarına karşı da oldukça faydaları olan bir baharattır. Bunların yanı sıra iyi bir idrar söktürücüdür. Karanfilli suyun zayıflamaya olan faydalarını da unutmamak lazım.

Karanfilli Su Tarifi: Karanfilli Su Nasıl Yapılır?

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı karanfil
  • 1 adet çubuk tarçın
  • 1 yemek kaşığı zencefil kökü
  • 2 su bardağı su

Zayıflatıcı Karanfilli Suyun Hazırlanışı

Yukarıdaki yazılı ölçülerde zencefil kökü ve karanfil bir demliğin içerisine konulur. 2 su bardağı suyu üzerine ilave edin ve aynı çay demler gibi demlemeye bırakın. Hazırlamış olduğunuz karanfilli su karışımından sabah-akşam olmak üzere günde 2 kere öğünlerden yarım saat kadar önce için.<!–adsense2–>

Karanfilli Suyun Faydaları

Metabolizmayı karanfilli su hızlandırır ve tokluk hissi verir. Aynı zamanda vücuttaki toksinlerin atılmasında  ve yağ yakımında kolaylık sağlar.

Dipnot: Karanfil kürünü uygularken çok yağlı, şekerli ve mayalı hamurlu gıdalardan uzak durursanız çok daha hızlı ve etkili sonuçlar alacaksınız.

Pırıl Pırıl Bir Cilt İçin Ne Yapmalı?

Pırıl pırıl bir cilt için yapmanız gerekenlerden bahsetmek istiyoruz.

Pürüzsüz bir cilt için her şeyi yapıyoruz. Sabah akşam cilt temizleme ve beslenme rutini, düzenli spor yapmak, bol su içmek bunlar tabi ki işe yarar. Fakat bir de genetik yapıdan ötürü cildin görünümünde sorunlar yaşanabiliyor.

En büyük organımız cilt ve bu sorunlar zaman zaman gerçekten çok can sıkıcı olabiliyor. Deri altında başlayan problemler tedavi edilmezse cildin üst tabakasında estetik olmayan görüntülere neden olabiliyor. Cilt sorununuz varsa öncelikli yapmanız gereken bir uzmana başvurmaktır.<!–adsense2–>

Ergenlik dönemleri ile çoğumuz başlayan sivilce oluşturan salgılardan ötürü acı çekmişizdir. Hormonlar ya da stres nedeni ne olursa olsun, günümüz dünyasında bu konu ile ilgili estetik kaygısı toplum baskısını birlikte getiriyor.

Cildi ihtiyacı olduğu kadar temizlemek abartmamak cildimizin rutini için iyidir. Aşırı temizlemek inanın iyilikten çok cildinize zarar verecektir. Sağlıklı, parlayan bir cilde sahip olmak isterseniz;

Cildinizin tedavisi evde başlar

Bir rutin oluşturarak kendinize başlamalısınız. Günde iki kere yüzünüzü köpük ya da jel temizleyici ile yıkayın. Mümkünse Benzoil peroksir etken maddesi olan bir ürünle çünkü ‘benzoil peroksit’ cildin oksijen ihtiyacını karşılar. Özellikle akne tedavisinde çok kullanılır. Birçok yüz yıkama ürününde vardır. sabah uyandığında ve gece yatmadan evvel mutlaka doğru ürünle yüzünüzü yıkayın. Mutlaka haftada bir gün peeling yapın. Çünkü cilt kendiniz 9 ve 21 gün içerisinde iki kere yeniler. Peeling ile ölü derileri temizlemelisiniz.

Vücudumuzun sırt, omuz ve göğüs gibi diğer bölgelerinde sivilceniz varsa, yüzünüzde kullandığınız aynı temizleyici ile bu bölgeleri günde iki kere yıkayın.

Makyaj yapan biriyseniz asla cildinizi temizlemeden yatağa girmeyin. Makyajla uyumak cildinize yaptığınız en büyük kötülüktür. Tüm gözenekler kapalı olduğu için cilt kendini yenilemeyecektir. Cildinizin yıkama sonrası PH dengesini geri getirebilmek için tonik kullanın.<!–adsense–>

Benzoil peroksit jeli ile akne tedavisi mümkündür. Bu jel eczanelerden, marketlerden ve güzellik mağazalarından satın alınabilir. Sivilce üzerine jelin bir noktasını uygulayın. Cildinizi tahriş etmemek için %3 ya da daha az benzoil peroksit içeren ürünleri tercih edin.

Akneleri kurutmak için lazer destekli tedaviler en yaygın yöntemlerdir. Mutlaka dermotologların yapması gerektiğini dipnot olarak hatırlatalım. Lazer tedavisi uzman olmayan ellerde leke gibi cilt problemlerine neden olabilir.

Siyah noktalarını sakın sıkma!

Birçok yere gün içerisinde dokunuyoruz ellerimizde bakteri oluşmasını önlememiz mümkün değil. En azından taşıyoruz. Ayrıca akneli yüzünüze dokunarak akneyi bir yerden başka bir yere taşıyabilirsiniz. Normal havlu yerine özellikle kurutmak için kağıt havlu kullanmanızı tavsiye ederiz.

Günde iki kere duş alın. Sabah ve geceleri duş alın ya da banyo yapın. Yumuşak bir temizleyici ile vücudunuzun tümünü yıkayın ve saçınızda yağ üretimini sınırlayan şampuan kullanın. Terleme yolu ile vücudunuzun dışarıya attığı ölü hücrelerini çıkarmak için egzersiz yaptıktan sonra daima duş aldığınızdan emin olun.

Sağlıklı yemeklerle beslenin. İşlenmiş ve çok miktarda yağ içeren gıdalar, vücudunuzdaki akne miktarını büyük ölçüde arttırır. Meyvelerden, tam tahıllardan, sebzelerden ve proteinden uygun miktarda besin almak  cildinizin daha hızlı yeniden üretilmesini ve gereksiz yağ üretimini sınırlandırmasını sağlar. Mümkün olduğunda işlenmiş ya da çok fazla şeker içeren yiyeceklerden kaçının.

Sekiz saat en az uyuyun. Vücudunuzu rahatlatmak ve detoksifiye etmek için yardımcı olduğu için iki kulu tek taşla öldürür. Yeterince eğer uyumadıysanız, cildiniz cilt hücrelerini yenilemek için yeterli zamana sahip olamaz. Uygun bir zamanda her gece yatıp en az sekiz saat uyuyarak uyku döngünüzü düzenleyin.

Yumuşak ve Pürüzsüz Bir Cilt İçin Yapılması Gerekenler

Bildiğimiz gibi cilt bakımı güzel bir görünüme sahip olmak istiyorsak olmazsa olmazlarımızdan cildimiz vücudumuzda yaşlanmanın belirtilerini ilk gösteren yerlerdendir. Cildimize gençken iyi bakmamız  bu kırışıklıkları önlemek için bir numaralı yöntemlerdendir. Tabi bu yöntemler için geç kalmış olabilirsiniz. Botoks ya da alternatif tedavi yöntemleri ile sonradan da kırışıklıklardan kurtulabiliriz ancak cildimize iyi baktıktan sonra böyle yöntemlere gerek kalmaz.<!–adsense2–>

Cildimizi yenilemek ve taze bebeksi bir görünüme kavuşmak için en çok uygulanan yöntemlerdendir. Uygulama ihtiyacı her gün olmasa da (2-3 hatada bir uygulamak yeterlidir.) cabası. Maske yapmadan evvel ilk bakmamız gereken şey maskenin peeling özelliği olmasıdır. Stres ya da güneşte gözlerimizi kısmamız gibi yüz kaslarımızı yoran eylemlerden sonra yapılabilecek en iyi şey güzel bir uykudur. Gece uykumuzu iyi alırsak yüz kaslarımızı dinlendirmiş oluruz. Kaslar gece uykusunda gevşer ve sinir gerilmelerinden dolayı oluşan kırışıklıklar büyük ölçüde önlenir.

Yiyecek ve içeceklere dikkat etmemiz gerekmektedir. Kesinlikle alkol ve sigara kullanılmamalıdır. Sebze ve meyveyi bol bol yemek cildimizi tamir eder. Şaşırtıcı biçimde kuruyemişlerde cildimizi tamir eden yiyeceklerden biridir ancak kuruyemiş miktarına dikkat edin şayet özellikle çekirdek gibi bol yağlı kuruyemişler sivilce oluşumunda büyük etmenlerdir.

Tabiî ki de spor yaparak cildinizi tazeleyemezsiniz ancak spor yaparken kan dolaşımınız hızlanır en küçük ücra köşelerde bulunan hücrelerimize bile oksijen dolu kan gider. Spordan sonra al al yanaklara sahip olmamızın ve üşüyen el ve ayak parmaklarımızın ısınmasının nedeni budur. Yüzünüzün düşük ya da soluk olduğunu düşünüyorsanız dışarı çıkın ve tempolu bir yürüyüş yapın. Hemen farkı anlayacaksınız. Gözeneklerin spordan sonra açılmasına ve tenin hassaslaşmasına dikkat edin şayet kirli ellere dokunmanız neticesinde cildinize zarar verebilirsiniz. Hemen eve gelince duş almak bu nedenle önemlidir.

Kilo Aldırmayan Besinler ve Yiyecekler Hangileri?

Kilo aldırmayan besinler ve yiyecekler listesi hazırladık. Gönül rahatlığıyla kalori hesabı yapmadan yiyebileceğiniz yiyecekleri sizler için derledik. Kilo aldırmayan ve diyetinizde faydalı olan besinler listesi:

Kilo Aldırmayan Yiyecekler Hangileri?

Kereviz

Kilo aldırmayan besinler listemizin ilk sırasında kerevizdern bahsedeceğiz. Kerevizin %95’ini su oluşturuyor. Ancak bu durum onun sağlık faydaları olmadığı anlamına gelmiyor. Tam aksine kerevizde, potasyum, lif ve folik asitler yer alıyor. Ek olarak K vitamini olarak da ihtiyacınızın % 30’u bulunuyor. Tek bir porsiyonda da yalnızca 6 kalori yer alıyor. Kerevizi tüketmek için en ideal zaman da tazeliğini koruduğu zaman çünkü sebzeler satın alındıktan sonra 5 ve 7 gün içinde antioksidanlarını kaybediyor.<!–adsense2–>

Lahana: Kilo aldırmayan yiyecekler listemizde sırada lahana var. Düşük kalorili bir yapıda olan lahanada sadece 33 kalori yer alıyor. Ayrıca 3 gr protein ve 2,5 gr lif de bulunuyor. Aynı zamanda omega 3 yağ asitlerinin olduğu nadir bitkilerden… vitamin ve folik asit yönünden de yüksek değerlere sahiptir.

Salatalık: Büyük bir çoğunluğu sudan oluşan besinlerden biri de salatalıktır. Ayrıca sadece 16 kaloriye sahiptir. Salatalığın kabuğu ve çekirdekleri en fazla besin değerine sahip olan kısımları olduğundan soymadan tüketmeniz daha iyi olacaktır. Özellikle kabuğunda bulunan A vitamini gözler için de faydalıdır.

Domates: Kronik hastalıklarla domates de mücadele eden ve domatese kırmızı rengini veren likopen yer alıyor. Likopenin yanı sıra domates A, C, B1 vitaminleri, folik asit, potasyum ve lif de barındırır. Bunların yanı sıra orta boy bir domateste sadece 25 kalori bulunuyor.

Greyfurt: Diyetinize araştırmalar gösteriyor ki greyfurt eklediğinizde kilo vermeniz hızlanıyor ve bu nedenle greyfurt bir diyet yiyeceği olarak kabul ediliyor. Greyfurtta bulunan yüksek lif, açlığı önleyerek kan şekerinizi düzenliyor ve uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. Bir greyfurtun yarısında ise sadece 50 kalori var. Bolca greyfurtta bulunan C vitamini ise kanser ve kalp hastalıkları gibi birçok ciddi sağlık sorunlarındaki riski de azaltıyor.

Brokoli: Bu süper sebze de A, C, E ve K vitaminleri ile günlük ihtiyacınızın %20’sini karşılayacak kadar lif yer alıyor.

Kavun: Gözlere fayda sağlayan A vitamini kavunda da yer alıyor. %90 ı sudan oluştuğu için sadece kalori miktarı 55.

Karnabahar: Kronik hastalıklarla karnabahar da mücadele eden antioksidan bulunuyor. Ayrıca folik asit lifle, C ve K vitaminleri açısından da mükemmel bir kaynak.

Böğürtlen: Sağlığa böğürtlenin birçok faydası bulunuyor. C vitamini ve antioksidan açısından zengin olan böğürtlen, sindirime yardımcı oluyor ve daha genç görünümlü bir cilde sahip olmamıza yardımcı oluyor.

Yaban mersini: Yaban mersinleri antioksidan içeriklere sahiptir. Yaban mersinlerinde herhangi başka bir meyveden çok daha fazla antioksidan yer alıyor. Bir paket yaban mersinin de sadece 85 kalori bulunuyor.<!–adsense2–>

Marul: Bir porsiyonda farklı marul türlerinde sadece 10 ve 20 kalori arası bulunuyor. Size marul diyetinizde çok yüksek oranlarda protein sağlamayacak olsa da çok fazla vitamin, demir ve folik asit sağlayacak.

Portakal: Portakalı birçok kişi C vitamini kaynağı olarak biliyor fakat portakalın başka faydaları da var. Cildin portakal güzel görünmesi için elinden geleni yapıyor ve size bunu düşük kaloriler vererek sağlıyor. Orta boy portakalda sadece 80 kalori bulunuyor.

Çilek: Çilek antioksidan yönünden zengindir ayrıca iyi bir potasyum ve lif kaynağıdır… Onları bu da kalp sağlığı için çok iyi bir besin yapıyor. Bu kuru çilekte sadece 50 kalori bulunuyor.

Metabolizma Hızlandırma Yöntemleri: Metabolizmayı Hızlandıran Yiyecekler

Artık metabolizmanızı hızlandırma ve uyandırma zamanı! Metabolizmanızı hızlandırıp yaza sağlıklı, formda ve fit girmek istemez misiniz? Sizlere metabolizma hızlandırma yöntemleri ve metabolizmayı hızlandıran yiyecekler hakkında bilgiler vereceğiz. Metabolizmanızı hızlandırmak için tavsiyelerimiz şunlar:<!–adsense2–>

Metabolizmayı Hızlandıran Yiyecekler

Kefir: Amerika ve İtalya da yapılan araştırmalar neticesinde kalsiyum miktarı kiloları da etkiliyor. Vücut için süt ürünleri çok önemli mineralleri içeriyor. Mesela yarım litre kefir, protein ve lesitin içeriyor ve günlük kalsiyum ihtiyacının %75 ini karşılıyor.

Sivri acı-biber: Acı biberin çok az miktarı bile alnımızda hemen terlemeye neden oluyor. Bunun sebebi biberdeki doğal acı maddesi kapsaisin. Tıpkı spor yaparken olduğu gibi bu madde de kısa süreli olarak vücut ısısını yaklaşık %25 oranında yükseltiyor. Kalori ihtiyacı da sonuç olarak geçici bir süre için artıyor.

Yeşil çay: Kolesterolü düşürmesi, kanser ve kalp krizinden koruması yeşil çayın bilinen etkileridir. Yapılan araştırmalar, aynı zamanda yeşil çayın yağın vücutta ve karaciğerde depolanmasını önlediğini de ortaya koydu. Vücuttaki ayrıca enerji tüketimini de arttırıyor.

Zencefil: Zencefilin köklerinde bulunan maddeler, kırmızı biberdeki gibi sindirim ve dolaşım sistemini uyarıyor. Baharat olarak yemeklerde kullanılan ya da çay olarak tüketilen zencefil aynı zamanda bağırsaklardaki ve midedeki gazı da yok ediyor.

Limon: Limon, C vitamini açısından zengindir. Bol bol bağışıklık sistemine enerji sağlar. Kaslar böylece daha fazla yağ yakar.

Soğan: Soğanın içinde bulunan kükürt bileşimi alicin kan dolaşımını uyarıyor, sindirimi harekete geçiriyor, vücutta olan fazla suyun atılmasını sağlıyor. Bunun yanında metabolizmayı hızlandırarak, yağ yakımını arttırıyor. Sarımsak ve yeşil soğan da aynı etkiye sahiptir.<!–adsense–>

Tarçın: İnsülinin etkisini tarçın iyileştireceğinden daha az insüline ihtiyaç oluyor. Böylelikle yüksek insülin değerinin oluşturduğu komplikasyonlardan kaçınmak mümkün olabiliyor. Bu baharatlarla yemekleri tatlandırmakta fayda vardır.

Somon: Zayıflatan besinlerin başında yer alıyor çünkü yağ açısından fakir, protein açısından da zengin bir besindir. Ayrıca yüksek iyot içeriği ile vücut metabolizmasının düzenlenmesinde önemli rol oynayan tiroit hormonunun salgılanmasında da görevlidir.

Metabolizma Hızlandırma Yöntemleri: Metabolizmayı Hızlandırmak için Tavsiyeler

  • Mutlaka güne iyi bir kahvaltıyla başlayın. Sabahları bir şey yemiyorsanız metabolizmanız yavaş çalışır.
  • 8-10 bardak gün içine su için. Metabolizmayı vücudun susuz kalması yavaşlatır.
  • Metabolizmanın çay, kahve ve yeşil çay içmek hızlanmasını sağlar.

<!–adsense2–>

  • Bol bol hardal tohumu ve acı biber tüketin. Vücudunuz bu sayede bol miktarda kalori yakacaktır. Günde birer çay kaşığı hardal tohumu ve acı temek metabolizmanızın %25 oranında daha hızlı çalışmasını sağlar.
  • Baharatı yemeklerinize eklemeyi ihmal etmeyin. Metabolizmanızı baharatlar yaklaşık %20 hızlandırır.
  • Haftada 4 ya da 5 gün egzersiz yaparak metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz. Koşma, hızlı yürüme, bisiklete binme gibi aktiviteler kalori yakmanıza yardımcı olur ve siz egzersiz yaparken metabolizmanız da hızlanır. Metabolizmanız egzersizden sonra da belirli bir süre hızlı çalışır.
  • Haftada 2-3 defa yapılan ağırlık kaldırma ya da diğer çekme, kıvırma gibi güçlendirici egzersizler metabolizmanızı hızlandırır.

Makyaj Nasıl Temizlenir? Makyaj Temizlemenin En İyi Yolu

Makyaj temizlemenin püf noktaları ve makyaj temizliği için kullanılan malzemelerden bahsedeceğiz. Makyaj temizlemenin inceliklerini sırasıyla anlatmaya çalışacağız.

Öncelikle göz kısımlarından makyaj temizliğine başlamak gerekir ve bunun için göz yapısına uygun bir ürün tercih edilmelidir.<!–adsense2–>

Göz makyajı temizleme

Öncelikle göz makyajı temizlenirken pamukların ıslatılması gerekir. Bunun sebebi göz makyajının daha iyi çıkmasına ve kullanılan göz ürününün daha azami kullanılmasıdır. Öncelikle ıslatılan pamuklar göz üzerine yerleştirilir. Çizgilenmeye göz bölgesi oldukça müsait bir bölgedir ve bu bölgenin temizlenmesine oldukça titiz davranmak gerekir. Öncelikle rimeller temizlenmelidir ve bu bölgede esas olan şey çok fazla ovalama işlemi yapılmamasıdır.

Dudak bölgesi de temizlendikten sonra yüz bölgesine geçilir. Özel üretilmiş bir ürünü yüz bölgesine seçip daha önce ürünü cilde dağıtmak gerekir. Yüz bölgesini temizlerken ilk olarak alın bölgesinden başlanır. Ürün dairesel hareketlerle uygulanır. Yanaklarda da daha sonra aynı işleme tekrar edilir. En çok siyah nokta oluşumunu gösteren bölge burun bölgesi olduğundan temizlenmesine de daha fazla özen gösterilmelidir. Boyun ve çene bölgesine de uygulanan ürün eğer ki evde bir sünger varsa yüzü silmek ya da bol suyla durulamak gerekir. Daha sonra cilt tipinize uygun olan bir tonikten yardım alarak makyaj temizleme işlemini bitirirsiniz. Gözeneklerin tonik daha fazla sıkılaşmasına hem de makyaj temizlemede son noktadır.

Makyajsız cildin temizlenmesi

Yüz bölgesi makyaj yapılmasa bile her gün temizlenmelidir. Bunun nedeni gün içerisinde kirli havalar ve egzoz dumanı gibi etkenlerin cildi kirletmesi ve gözeneklerin tıkanmasıdır. Dolayısıyla evde kullanılan nemlendirici ürünler çok fazla cilt altına inmeyecektir. Mutlaka bu nedenle sabah ve akşam cildi yapısına uygun temizleyicilerle temizlemek gerekir. Cilt eğer ki temizlenmeden ürün kullanımı devam ederse hem ürünlerin geçirgenliği azalır hem de daha sonradan kuru ciltlerde cildin daha fazla kurumasına yağlı ciltlerde ise akne sivilce ve siyah nokta oluşumuna neden olmaktadır. Yani ister makyaj yapın ister yapmayın günlük olarak mutlaka cilt temizliğinize özen göstermelisiniz.<!–adsense2–>

Cilt temizliğinde kimyasal ve profesyonel yöntemler

Gelişen teknolojiyle birlikte birçok cilt temizleme ve yenileme yöntemi bulunmuştur. Bunlardan bazıları lazerle yapılmakta bir kısmı da kimyasal peeling işlemleri ile yapılmaktadır. Cilt yenileme işlemleri profesyonel anlamda uygun kliniklerde yapılmalıdır ve özellikle de yoğun olarak güneşin iz sürdüğü yaz aylarında yapılmamalıdır. Bir dermatolog tarafından uygulanmalıdır. Kampanya var diye alelade bir güzellik salonunda yüzünüzü uzman olmayan kişilere emanet etmemelisiniz. Bu işlemler aksi halde cildinizi güzelleştirmek değil aksine geri dönüşü olmayan sorunlara neden olmaktadır.

Genellikle kış aylarında cilt bakım kürleri daha yoğun olarak uygulanmaktadır. Daha çok yaz aylarında güneşten koruyucu kürler denenmelidir ve mutlaka cilt tipine uygun maskeler tercih edilmelidir. Cilt soyulmaya yönelik işlemler kış aylarında tercih edilmelidir. Uzun vadede bu işlemler cilde yenilik katmaktadır.

Hamileler İçin Yüz ve Cilt Maskeleri

Hamilelik dönemi bazı sorunları da beraberinde getirir. Gebelikte koyu halkalar, pigmentasyon ve çatlamış dudaklar, cilt çatlakları hepsi oldukça yaygındır. Hamileler için böyle sorunlar için doğal maske tarifleri vermek istiyoruz.

Gebeliğe bağlı cilt problemleri genelde geçicidir ve doğumdan sonraki birkaç ay içerisinde düzelir. Fakat yine de kadınlar için bu durum büyük sıkıntılara yol açar. Doğal ilaçlar, gebelik sırasında cilt sorunlarını tedavi etmek için en iyi yoldur. Gebelik sırasında sizlere yaşanan cilt sorunları ve çözüm önerilerini sunacağız.<!–adsense2–>

Hamileler İçin Yüz ve Cilt Maskeleri

Pigmentasyon (Koyu lekeler): Gebelikte en sık yaşanan cilt problemidir. Çeşitli hormonların aktifleşmesi neticesinde pigmentasyon ortaya çıkar. Bu cildin bir bölümün koyu kahverengi lekelenmesidir. En çok burunun kemer bölgesinde ve yanaklarda meydana gelir. Bu kahverengi yamalar bazen koltukaltı ve özel alanlarda oluşur.

Koyu Lekeler İçin Doğal Çözümler: Aloe verayı yüzünüze su ile hamur hale getirerek uygulayın. Alternatif olarak bu kahverengi lekelere süt karıştırdığınız, salatalık suyu, domates suyu ya da kireç suyu uygulayabilirsiniz. Başka bir alternatif de zerdeçal tozuna batırılmış limon kabuğunu alın ve lekeli alanlara doğrudan uygulayın.

Kan dolaşımını yüzünüzün lekeli bölümlerinde ne kadar arttırırsanız o denli lekelerin azaldığını göreceksiniz.

Çatlaklar: Hamilelik ilerleyip bebeğiniz büyüdükçe içinizde, karın bölgenizde çizgi biçiminde çatlaklar meydana gelecektir. Hamilelik sırasında çatlaklar kaçınılmaz olmasına rağmen, bunları azaltmak adına yapabileceğiniz birçok şey var. İşte tavsiyelerimiz:<!–adsense–>

Hamilelikte Çatlaklar İçin Doğal Çözümler

  • Çatlaklarınızın olduğu bölgeye aloe vera jel sürün. 10 dakika kadar bekletin ve sonrasında iyice soğuk su ile yıkayın.
  • Birer kaşık gül tozu ve sandal ağacı tozu ile mükemmel bir nemlendirici yapabilirsiniz. Bu iki tozun içerisine 10 damla badem yağı, iki damla lavanta yağı ve biraz süt ya da kaymakla birlikte yarım kaşık aloe vera tozu ve papaya tozu ekleyin. Koyu bir macun yapmak için gerekirse bir miktar suyu buna ekleyin. Bu macunu çatlak alanlara sürün. 10 dakika bekledikten sonra banyo yapabilirsiniz. Banyodan sonra ayrıca tekrar başka bir nemlendirici kullanabilirsiniz.
  • 50 ml susam yağı, 20 damla lavanta yağı, 5 damla portakal çiçeği yağı ve 10 ml buğday tohumu yağını iyice karıştırın. Çatlak olan bölgelerine yatmadan önce sürün. Bu yağı hafif masaj yaparak iyice yedirin.

Çatlak topuklar ve dudaklar: Metabolizma hamilelikte hızlanır, vücut daha fazla ısı üretir. Kuru havalarda ya da kışın gebelik sırasında topuklarda ve dudakları çatlaklar meydana gelir. Topuk ve dudaklardaki çatlaklar için yapılması gerekenler:

Çatlak Topuk ve Dudaklar İçin Çözümler

  • Meyan kabuğu, papaya tozu ve gül kurusundan birer kaşık karıştırın. Arjun ağacı ve lavanta yağından iki damla damlatın. Ayrıca içerisine kakao yağı ekleyin ve iyice hepsini karıştırın. Elde ettiğiniz kremi, ayaklarınızı yıkadıktan sonra ayaklarınıza ve özellikle de topuklarınıza sürün.
  • Çatlamış dudaklarınıza da yalnızca Ghee (saf yağ, laktoz ya da oksitlenmiş kollestrol içermez) ya da bitkisel yağ uygulayın.

Kuru Cilt: Kuru ciltle gebelik sırasında başa çıkmak zor olabilir. Cildinizi nemli tutabilmek için vücudunuzun su ihtiyacını doğru  bir biçimde karşılamanız gerekir. Kuru cilde eğer ki eğilimli iseniz özel bakım gerekebilir. İyice cildinizin nemlendirilmiş olması için:<!–adsense2–>

Gebelikte Kuru Cilt İçin Çözümler

  • Bitkisel sabun ve vücut jellerini kullanmaya özen gösterin. Vücudunuza yapacağınız nemlendirici için gül ve ylang ylang yağı beşer damla, sandal ağacı ve sardunya yağları 10 damla ekleyin. 10 ml bu karışımın içine buğday tohumu yağı ve 50 ml susam yağı ilave edin. Masaj yağını vücudun tümü için kullanın.
  • Göğüsleriniz için de hazırladığınız bu karışımı kullanabilirsiniz. Emzirme sırasında özellikle meydana gelen çatlak ve yaralar için de onarıcı olacaktır. Bu krem sayesinde göğsünüz daha esnek olacaktır.

Koyu halkalar: Gözlatında koyu halkalar gebelik sırasında birçok ortak sorunlardan biridir. Buna ilaveten gözlerde yanma, kaşıntı ve kızarıklık da yaygındır. Evde koyu halkalar için hazırlayabileceğiniz basit yöntemler:

Koyu Halkalar İçin Tavsiyeler

  • Yatıştırıcı bir göz paketi uygulayın. İki pamuk tüplerini soğuk süte batırın ve gözlerinizin üzerine koyup 10 dakika bekletin.
  • Lavanta yağını soğuk su ya da salatalık suyunun içerisine iki damla ekleyin ve gözlerinizin altına hafifçe parmak uçlarınızla uygulayın.
  • Gözleriniz için taze rendelenmiş patates de iyi sonuç verecektir.
  • Ev yağımı tereyağı ve zerdeçal karışı ile de göz çevrenize masaj yapabilirsiniz.